ads

Slider[Style1]

Style2

Style3[OneLeft]

Style3[OneRight]

Style4

Style5

Nü Tablolardaki Kadınlar Diyet Yapsa, Nasıl Görünürdü?

Goya, Botiçelli gibi ünlü ressamların tablolarındaki çıplak kadınlar, diyet yapsalardı nasıl görünürlerdi?...
 Fotoğraf editörü Lauren Wade bu soruya yanıt aramış ve photoshopla aradığı cevaba ulaşmış... Aşağıda bu ilginç çalışmanın hareketli görüntülerini (gif) göreceksiniz... İyi eğlenceler...
Goya'nın Çıplak Maya adlı tablosu...
***
Modigliani-Divanda Oturan Çıplak
***
Boticelli-"Venüs'ün Doğuşu"
***

Edebiyattan Erotik Sayfalar: Oğlak Dönencesi


Oğlak Dönencesi

Yazan:HENRY MİLLER

Gülen *mcıklar vardır, konuşan *mcıklar, yumurta biçimindeki küçük ağız çalgısı biçiminde, besisuyunun yüksekliğini ve alçaklığını kaydeden depremçizer makineleri gibi kaçık ve histerik, iri *mcıklar; balina ağzı gibi açılan ve sizi canlı canlı yutan yamyam *mcıklar; sert kabukları olan ve içinde bir, bilemedin iki inci bulunan midyeler gibi kapanan *mcıklar; yalnızca penisin yaklaşmasıyla danseden ve esrimeye banmış ditiramp *mcıklar; solungaçlarını açıp kapatan ve küçük Noel bayrakları sallayan kirpi *mcıklar; Mors alfabesini uygulayan ve insanın aklını nokta ve çizgiyle dolu bırakan telegraf *mcıklar; ideolojiyle tıka basa dolu ve menapozu bile yalanlayan siyasal amcıklar; köküne kadar kazınmazsa hiç karşılık vermeyen bitkisel amcıklar; üstünde Yedinci Gün’ün Adventistlerinin kokusu olan, tespihler, solucanlar, yumurta kabukları, salyangozlar, koyun boku ve yer yer ekmek kırıntılarıyla kaplı *mcıklar; kutup kışlarında kış uykusuna yatan, denizayısından ziyade memeli *mcıklar; yalnızlar ve saralılar için yatlar gibi donanmış gemi *mcıklar; kuyruklu yıldızlardan yağmurların rahatça gömülebildiği buz *mcıklar; her türlü sınıflamaya, tanıma meydan okuyan, yaşantımızda bir kez rastlantıyla karşılaştığımız, bizi yakan ve kırmızı demirle damgasını basan çeşitli *mcıklar da vardır; bunlar arasında en katıksız sevinçle örülmüş, adı ve benzeri bulunmayan *mcıklar en iyileridir, ancak nerede o eski karılar?

HENRY MİLLER

Kadınlar erotik edebiyatı neden sevdi?

Pisikolog Ruşen Arıkan Sizin için yazdı:

Kadınlar erotik edebiyatı neden sevdi?


“Grinin Elli Tonu” ile başlayan erotik edebiyat furyası ile kadınlar artık bu kitapları çekinmeden okuyor. Eskiden danışanlarının pornografi sözünden bile rahatsız olduklarını söyleyen Psikolog Ruşen Arıkan “Kadınların bu kitabı bu kadar sahiplenmeleri bir manifesto!” diyor.

Ruşen Arıkan
rusennur@hotmail.com


Kendi çalışma pratiğimde, bundan daha birkaç yıl öncesine kadar kadın danışanlarımın büyük çoğunluğu ile pornografi üzerine konuşmakta bir hayli zorlanıyorduk. Eşlerinin pornografi izlediğini anlayan veya yakalayan danışanlarım müthiş bir öfke ile bunu seansa getiriyorlardı. 
Ya da eşleri, birlikte porno film izleme teklifinde bulunduğunda buna şiddetle karşı çıkıyorlardı. İğrenç buluyor, bakamadıklarını söylüyor, utanıyor, konuşmaya bile tahammül gösteremiyorlardı. 

Son birkaç yılda ne değişti de, terapi seanslarında çiftler birlikte pornografik filmler izleme konusunda daha yumuşak tepkiler vermeye, yurtdışı gezilerinde seks dükkanlarından fantezi oyuncakları aldıklarını daha kolay söylemeye başladılar?

Derken, son zamanlarda erotik kitap furyasının tüm dünyada dikkati çekecek şekilde ilgi gördüğünü, satış rekorları kırdığını ve ülkemizde de benzer bir durumun yaşandığını izler olduk. Kitaplardaki ana temalar arzu, aşk ve ağırlıklı olarak seks. 



Ancak bir tanesi var ki çıktığı günden beri daha önce benzer içerikte yayımlanan kitaplara açık ara fark atıp, dünyadaki kadın popülasyonunu peşinden sürükledi; devam serileri de aynı ilgiyi gördü: “Grinin Elli Tonu”.

Forumlardan okuduğum kadarıyla kitapta anlatılan birçok seks içeriği ve fantezisini okuyuculardan bir grup özellikle erkekler “sapıkça” bulurken, kadınların hemen hepsi “normal ve erotik” olduğunu söylüyorlar. “BDSM (bondage, discipline, domination, submission, sadism, masochism)” kavramlarını okuyucu gündemine soktuğu açıkça görülen bu forumlarda, kitaptaki sado-mazoşistik öğeler çok mu dozunda verilmişti de, okuyucu bunu erotik bir kült olarak benimsedi?

Kitabı okurken kurgusunda, erkek kahraman Grey’in efendi ve kadın kahraman Anastasia’nın bir itaatkâr çerçeve içine oturtulduğunu görüyorsunuz ama sadistik beklenti ve uygulamaların şiddetinde de hep bir ölçüyü farkediyorsunuz. Hemen burada Psikanalist Rollo May’in bu konu ile ilgili bir görüşüne yer vermek isterim: “Seksi kadınsı bir biçimde kibarlaştırmamız bizi o kadar keyfi ve ayrık yapar ki, cinsel eylemin basit gücü buharlaşır ve kadın alıp götürülmenin, kendinden geçmenin hayati, temel keyfini yitirir. Genellikle orgazm anında olan ama tüm sevişmeye eşlik edebilen o düşmanlık ve saldırganlık anının erkek için ne kadar anlamlıysa, kadın için de o kadar, hatta daha fazla zevkli olan yapıcı bir psikofiziksel işlevi vardır. Buradaki tehlike, saldırganlığın kendisini çok fazla ortaya koymasıdır.”
Cinsellik için biraz agresyona ihtiyaç var mı? Ya da cinsellik kendi içinde agresyonu barındırır mı? 

Yukarıda Rollo May, “Seksi kadınsı bir biçimde kibarlaştırmamız bizi ayrık yapar ve alınması gereken keyfi kaçırır” diyor. Yani kadın-erkek diyalektiğinde cinsel arzunun; erkeğin çekip alma, hükmetme, yönlendirme ekseninde karşılıklı alışveriş ve bırakılma ile beslendiğini ima ediyor.

Aslında biz terapistler de biliriz ki, olumsuz olan çıkmadıkça iyi olanın çıkmayacağını, evlilik terapisinde çiftler birbirine kızıp, hakaret ederken -alttan sevgiye dair duyguların çıkacağını bildiğimiz için- önce olumsuzun konuşulmasına izin verilmesi gerektiğini biliriz. Eşini sürekli suçlayan ve mutsuzluğunu dile getiren kadın sonra, “ama onu seviyorum” der, öfke çıkmış sevgi ifade edilebilir hale gelmiştir.

BU ROLLER NEDEN BENİMSENİYOR?


Bu üçlemede, okuyucu acaba ne ile özdeşleşti: Seks? Sado-mazoşizm? Aşk? Sahiplenilme? Lüks yaşam?

Henüz 30’una bile gelmemiş, son derece yakışıklı, başarılı, zengin, güçlü, kudretli bir adam Christian Grey’in, kadınların mükemmel erkek mitine oturduğu kesin. Yazar, Christian Grey’i efendi statüsüne koyup, Anastasia’yı ise itaatkâr olarak konumluyor. Erkeğin sadist, kadının mazoşistik özelliklerine vurgu yapan kitapta, kadının erkeğin hükmetme ve belirleyici olma özelliklerine doğru eğilimi ile ilişkide tencere-kapak örneğine uygun bir durum ortaya çıkıyor.

Psikanalist Paul Verhaeghe’ye göre, çiftler biraraya geldiklerinde göründüğü kadarıyla esas olarak birbirini tamamlayan iki fantezinin karşılaşması vardır; iletişim nadiren fevkalededir. Birisi öteki için fantezidir.
Peki öyleyse fantezilere niye sahibiz?
Freud; normal ya da nevrotik herkesin yaşamında sapık eğilimlerin veya geçici sapık eylemlerin ya da hiç değilse fantezilerin ortaya çıktığını, sapkınlıkların kökenini çocukluk fantezisinden aldığını ileri sürer. 

Bunun ya gelişimdeki bir duraklamaya ya da regresyona bağlı olabileceğini de psikiyatri literatürü söyler. Buradan yola çıkarsak okuyucuda sado-mazoşist öğelerin karşılığı ne?
Okuyucuda uyanan merakı gidermek adına, kitapta Grey’in sadistik cinsel ilişki kurma tarzını anlamaya çalışırsak; sadistik öğeler içeren cinsel zevkin temelinde yatan duygu, kişinin kendisini güçlü olduğuna inandırması gerekliliğidir. 

Kendi kastrasyon korkusuyla başaçıkabilmenin yolu eşini korkutmaktır. Eşin güçsüzlüğünden zevk alırlar çünkü bu güçsüzlüğün belirttiği “Ondan korkacak birşeyim yok” fikri korkuyla bloke olacak zevkini yaşamaya olanak sağlamaktadır.

Kurbanına kendisini zorla sevdirmeye çalışan sadistin aradığı aşk, “narsisistik bir destek” anlamı olan ilkel bir sevgidir. Yani aslında sadistin yönelimi korkusuna karşı güvenlik elde etmektir, bunu da korkutarak yapar.
Romanın erkek kahramanının karşısında itaatkâr olan kadın figürü Anastasia Steel’e gelince; daha baştan kırmızı odanın büyüsüne kapılan, seks oyunlarının şiddetine zevkle karşılık veren, kontrol manyağı Grey’in dominasyonlarına boyun eğen profiliyle mazoşizm koltuğuna oturuverir.ü

Freud’un mazoşizmi çevreden kendine dönmüş, yani bir objeden regresyon yoluyla egoya yönelmiş bir sadizmden kaynak aldığı yönünde görüşleri, sadizmin suçluluk duyguları sonucu mazoşizme dönüştüğünün ifadesidir. Korkulan şeyin zevk verici bir biçimde tasarımsal olarak önceden yaşanması, herhangi bir anksiyete ile savaşmayı sağlar.

Tıpkı bazı sadistlerin kendilerine eziyet edebileceği fikrini yadsımak ereğiyle başkalarına eziyet etmesi gibi, mazoşistler de beklenmedik bir biçim ve derecede eziyet edilme olasılığını yok etmek için kendilerine eziyet ederler.

Mazoşistler, orgazma ulaşma yetenekleri açıkça anksiyete ve suçluluk duyguları ile bozulmuş kimselerdir. Son zevk yeteneğini bloke eden korkuyu gidermek için gelişmiş, karmaşık fanteziler kurarlar. Kişinin başına gelecek şeyin zevk vermesi için önceden düzenlenmesi zorunluluğu karakteristiktir. Mazoşistler sürprizlerden korkarlar, fakat ne olacağını önceden bildikleri sürece korkularını kontrol edebilirler.



Erotik anlatımlara sado-mazoşist eklemeler yaparak, bu fanteziler bir hikâye kurgusu içinde okunduğunda daha mı erotik geliyor kadına? Bu sahneler salt pornografi görselliği ile verilse, aynı etkiyi yaratır mı? 

Sahiplenilmeyi kadının, tüm hayatını kapsaması olarak istediğini bilen yazarın devam serilerini yazarak aşk ve evlilikle de süslediği romanı, kadına sunulan iyi bir paket gibi görünüyor.
Ancak daha önemli bir konu var: Kitapta erkeğin yani yakışıklı ve güçlü Grey’in Anastasia’ya olan şiddetli arzusu, okuyan tüm kadınları etkileyen en önemli konudur. Nihai olarak kadın erkeğin “arzu”su peşindedir. Erkekle yarış halinde cereyan edecek seksüel teknikler, kadın cinselliğinin merkezinde değildir. Ama kabul etmeliyiz ki ülkemizde de bu erotik, sado-mazoşistik romanlar serisine kadınlar kendilerini fazlasıyla kaptırdılar. Kitapta sözü edilen fantezi oyuncaklarını mesela topları, kadınların alıp kullandığı ve eşlerinin bundan büyük keyif aldığını anlatmaları kulaktan kulağa yayılıyor.

Evet, ne oldu ki? Birden kadının fantezilerini mi patlattı bu kitap?

CİNSEL YAŞAM DEĞİŞİYOR


Sosyolog Antony Giddens’a göre, “Derin dönüşümler geçiren toplumsal dünyada kadının cinsel kimliğini algılaması, hissetmesi ve ifade etmesi de değişiyor hiç kuşkusuz. Kişisel hayat kadın için yeni istekler yaratan bir proje haline gelirken, cinsel değişim bunların başını çekiyor.”

Giddens “Mahremiyet’in Dönüşü” adlı kitabında, Lillian Rubin’in bir araştırma bulgusundan sözediyor. Araştırmaya göre: “Erkekler, kadınların cinsel olarak daha elde edilebilir konumda olmalarını çoğunlukla hoş karşılıyor ve uzun dönemli her cinsel bağda entelektüel ve ekonomik olarak eşitleri olan bir eş talep ediyorlar. Ama bu tercihlerin içerikleriyle karşılaştıklarında açık ve derin rahatsızlıklar gösteriyorlar. Evlilikten kadınlar önceki kuşaklara göre çok daha fazlasını bekliyorlar. Kadınlar cinsel zevk vermenin yanında almayı da bekliyorlar ve çoğu tatminkâr bir cinsel yaşamı doyurucu bir evliliğin çok önemli bir gereği olarak görmeye başlamış.” 

Farklı sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel topluluklarda bu konuda değişik veriler elde edilebilir ama kadının sosyal ve cinsel yaşamında birşeylerin değiştiği kesin.
Kadın kendi bedeni ile çok daha ilgili. Güzellik endüstrisi, estetik cerrahlar, spor salonları, beslenme konuları fazlasıyla kadının gündemini işgal etmiş durumda.Kadınlar kendi kariyer planını yaptıktan sonra artık çok beğenilmek, bir de âşık olmak istiyor. Kendi ekonomik özgürlüğünü kazandıkça da, daha cüretkâr bir biçimde bunu talep ediyor. Evlilik gibi bir kurum bile buna kimi zaman engel teşkil etmiyor. İşin ahlaki kısmı tarşılır ve burada bizim konumuz değil şimdilik ama kadının tarihsel gelişiminde bugün geldiği noktayı anlamak durumundayız 

Ülkemizde genç nesil, cinsel devrimi gerçekleştirme yolunda önceki nesillere göre bir hayli yol alsa da, bu konuda bilimsel veriler elimizde olmadan kesin bir yorum yapmak çok zor. Değişimin yarattığı bir değerler çatışması, sekse aşırı anlam yükleme ve bunun sonucu olarak genç kız ve erkeklerde, hatta bunun orta yaşa da yansıdığı bir ilişki terörü de olmakta elbette.

Ben bir terapist olarak bu değişimi sadece seanslarıma yansıyan yönüyle görüyorum ama buna rağmen cinselliğin önemli bir kadın popülasyonunda da hâlâ kuytularında saklı, dışavurumunun suçluluk duyguları yaratacağı kaygıları ile yaşayan, bastırılmış cinselliğin sağlıklı cinsel yaşama izin vermeyecek kadar belirgin, mesela; unorgazm (orgazm güçlüğü) gibi sorunlara yol açan bir boyutunun da olduğu bir gerçek. Belki kitabı bu kadar sahiplenmeleri bir manifesto! Belki en önemli sorun, serinin ilk kitabı olan “Grinin Elli Tonu”nda kitabın sonuna doğru karşımıza çıkıyor: Anastasia “Biz aslında düzüşüyoruz, halbuki ben onunla sevişebilirdim” diyor. Bütün mesele bu; sevişebilmek.









KADINLAR HANGİ FANTAZİLERİ SEVİYOR?



İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre kadınlar, seks fantezilerini daha çok seks sırasında havaya girmek, bir anlamda kendilerini erotize etmek için kullandıklarını itiraf etmişler.

Fanteziler cinsel hayatı canlandırmak için çok önemli. Her an, her yerde ve her koşulda sevişmeye hazır olmamız mümkün olmadığına göre, işe yaradığı sürece fantezilerimizi devreye sokmamızda bir sakınca yok.

En yaygın kadın fantezileri neler mi?


İdealize karakterle sevişme




Kadınlar film ya da dizi karakterleri ya da gerçek hayatta uzaktan tanıdıkları ve idealize ettikleri bir erkekle sevişme fantezisi kurarlar. Bu, hayali bir karakter olduğu için, fantezi, hayal gücünün gidebildiği yere kadar gider. Ancak, burada idealize karaktere fazla kapılmamak, gerçekliğine inanma noktasına gelmemek önemli. Bir de gerçek partnerle karşılaştırma ve hayali karakterin sahip olduğu mükemmel özellikleri onda arama seviyesine gelmemeye dikkat etmek gerekiyor.





Başka birini düşünmek



Kadınların bir diğer fantezisi, eşleriyle sevişirken bir başkasıyla seviştiğini düşünmektir. Bu, başka biriyle ilişkiye girme isteği anlamına gelmiyor tabii… Sadece heyecan verici bir hayal olarak fanteziler dünyasındaki yerini alıyor.





Arkadaşla sevişme hayali


Arkadaş olarak çok sevdiği bir erkekle seviştiğini hayal edebilir kadınlar. Aslında bu beynin küçük bir oyunudur. Çünkü duygusal yakınlık fiziksel temas da gerektirdiğinden, beyin bunu bazen seks olarak algılayabiliyor.


Kadınla seks yapma

Kadınların kadınlarla sevişme fantezileri de oldukça yaygın olmasına karşın, çoğu kadının kendine bile itiraf edemediği bir gerçektir. Böyle bir fantezi, kendisinin eşcinsel olabileceği endişesini de getireceğinden, çoğu kadın için korkutucu bir fantezidir. Ama kadınlar da sevişen iki kadının görüntüsünden en az erkekler kadar tahrik olurlar aslında. Dolayısıyla bir kadınla seviştiğini hayal etmek, kadınların isteklerini artırabiliyor.


Teatral fanteziler

Kendini eşinin sevgilisi olarak hayal etme, doktor ile hemşirenin sevişmeleri, ofis ortamında sevişme hayalleri gibi fanteziler de var. Ancak bunların ne kadarı doğru, ne kadarı film karelerinden esinlenme, karar vermek güç… “Rol” yaparken seksten daha fazla zevk alabiliyor kadınlar…


Sado-mazoşist fanteziler

Fanteziler her zaman bu kadar masum ve zararsız olmayabilir. Bazı fanteziler, sado-mazoşist eğilimler taşıyabilir. Zira seks, aslında tamamıyla duygusal ve romantik bir eylem değil, içinde bazı şiddet eğilimleri de taşır. Sado-mazoşist fanteziler, çoğu insan için anlaşılması güç gibi gözükse de başka bir pencereden bakıldığında, seksteki şiddet eğiliminin daha fazla ve somutlaşmış halidir. Acı çekme ve acı verme fantezisi, seks esnasında adeta bir cinsel organa dönüşen derinin, sert şekilde okşanması isteğinin uzantısıdır.


BUNLAR İNGİLİZ KADINLARININ FANTAZİLERİ...


PEKİ TÜRKİYEDEKİ KADINLARIN FANTAZİLERİ NELER?

LÜTFEN YORUM KUTUSUNA FİKİRLERİNİZİ VE FANTAZİLERİ YAZAR MISINIZ?

Top